Ekimoza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekimoza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2014 Pazar

Sen insansan ben tarla patatesiyim sevgilim!

9 sene önce...
It's Never too late.  Yaz okulu tüm sıkıcılığıyla başlamıştı.Millet yazlık beldelerde götü göbeği yaymış,bronz tenli yaz aşklarına yelkenleri açmışken ben şıpır şıpır ter içinde kampüste deli danalar gibi dolanıyordum.Etrafta numune niyetine bile bir adet yakışıklı yoktu üstelik.Arkadaşım hani tüm inek öğrenciler tipsiz olur,her yakışıklı derslerde çuvallardı diye bir denklem vardı?Nerdee yaz okuluna kalanlar hem kel hem fodul misali tipsiz ve beyinsizlerdi.O sıralar karma bir yurtta kalıyordum.Gel zaman git zaman yemekhanede eğlenceli bir grupla tanıştım.Gruptaki bir çocukla muhabbeti epey ilerlettik,biz bu arkadaşa Neşeli diyelim.Neşeli yerinde duramayan hayat dolu bir tipti.Altına sıçmış görünümü veren bol pantolonlar giyer sabahtan akşama kadar iğrenç hip hop şarkıları dinlerdi ama en azından iki üç kelime konuşabiliyorduk.Bir gün neşeli ''Ekimoza ya bizim bölümde senin gibi Karşıyakalı bir arkadaş var,çok iyi çocuk tanıştırayım sizi,hem ona da senden bahsettim tanışmak istiyor'' dedi.Ben içimden aman ya bu Neşelinin arkadaşından bi cacık olmaz kesin o da böyle hip hopçı bi velettir diye düşünerekten pek sallamadım açıkçası.Aradan 2 gün geçti,ben yurtta gayet camış gibi yayılmış yatarken Neşeli aradı ''Ekimoza sana bahsettiğim arkadaşla yurdun yanındaki cafede oturuyoruz,hadi çık gel tanışın'' demez mi.Önce mırın kırın ettim ama sonra sırf ayıp olmasın diye üstümdeki dizi çıkmış eşofmanım ve makyajsız patatese benzeyen suratımla yurttan çıktım.Cafeye vardığımda içerisi tıklım tıklımdı,sağa sola şöyle bi bakındım hah işte Neşeli tam köşedeki masada oturuyordu,tam yanında da Polat Alemdar kılıklı bi herif tesbih sallıyordu.Allah belanı vermesin Neşeli bu muydu tanıştıracağın herif diye söylene söylene masaya gidiyordum ki Aman Allahım o ne?Yok yok bu insan olamaz,hayır yani o insansa ben neydim,biz neydik,neden geldik dünyaya,amacımız ne,durdurun dünyayı inecek var!!İşte tam orda Neşeli ve Çakma Polat Alemdar'ın karşısında oturuyordu,sırtı bana dönük bir şekilde.Neşeli'nin Ekimozaaa diye seslenmesinden saniyeler sonra dönüp yüzüme baktı ve öyle bir gülümsedi ki o an benim için dünya durmuştu.Allahımm o bembeyaz dişler,o gülüş,o ela gözler.Beynimde ''senin ağzını yerim ben bu zamana kadar nerelerdeydin sennn'' eşliğinde filler halay çekiyordu.
***
  Aradan onca sene geçmesine rağmen hala hafızamı zorluyorum,o an çocuğun elini sıkarken ne demiştim diye ama ııhh gelmiyor aklıma.Zaman durmuş gibiydi.Saatlerce sohbet ettik,zaman nasıl geçti anlamadım.Tek hatırladığım şey o zamanlar cafelerde böyle para atınca istediğin şarkıyı çalan makineler vardı,o gün orda üç kez üst üste Bendeniz'in ''izmirliyim ne haldeyim bir yar sevdim dertlerdeyim'' şarkısı çalmıştı.O bizim şarkımız olmuştu,yani çocuğun bundan haberi yoktu tabi ama ben hayal dünyamda onu düğün şarkımız yapmıştım bile çoktan.İstemeye istemeye yurda döndüm.Henüz ayrılalı yarım saat olmuştu yatağımda uzanıp tavanı seyredip hayaller kurarken telefonum çaldı.Baktım tanımadığım bi numara,açmakla açmamak arasında kaldım.Düşün çocuğun arayabileceği aklıma bile gelmiyor,bir yandan hayaller kuruyorum ama bir yanım da ''deli olma kızım Ekimoza bu çocuk hiç sana bakar mı'' diyor.Alo dememle yatakta hazır ola geçmem bir oldu.Arayan oydu.Dur biz bu bebeye de isim verelim.İsmi Holigan olsun,çünkü ilerleyen zamanlarda çocuğun tam bir futbol holiganı olduğunu öğrenecektim.Biz o gece çocukla abartısız 5 saat telefonda konuştuk.Saatler geçtikçe ben hazır ol pozisyonundan yatakta yayılıp popomu,göbeğimi kaşıyarak konuşacak kıvama geldim.Hayvan gibi esnemeye başlayınca düşünceli çocukmuş tekrar tekrar özür dileyerek telefonu kapattı.Ahh yavrum ne özürü sen iste ben ömür boyu uykusuzluğa razıyım diyemedim tabi.Ertesi gün öğlene kadar arayan soran olmadı saatler geçmek bilmiyor gözüm sürekli telefonda şaşı olmam an meselesi ama aramıyor zalimin oğlu.Kızım çocuk kesin dün sarhoştu o kafayla aradı seni,tabi sabah olup uyanınca ''allahımm ben ne yaptım'' diye pişmanlık ve utanç içinde kıvranıyordur diye düşünmeye başladım.Demek bu aşk buraya kadarmış.Allahım aşkımız bir kelebeğin ömrü kadar bile süremeden bitti diye kendimi yiyip bitiriyordum ki akşam saat 8 gibi telefonum çaldı.Atmaca gibi atıldım telefona ama bi yandan da ''hemen açma Ekimoza az naz yap en azından 5 kez çalsın'' diyor içimdeki yarım akıllı.Ulan sen değil miydin tüm gün telefona bakmaktan şaşı olan,neyin nazını yapıyorsun.En cool,en umursamaz ses tonumla 6. çalışında açtım telefonu...

4 Mayıs 2014 Pazar

Hikayeme en başından başlamalıyız bence...


zoey deschanel
10 sene önce....
   Lise hayatım boyunca burnu boktan kurtulmayan sorunlu bir ergendim.Uyuyup yemek yemek,sağa sola isyan dolu cümleler savurmaktan başka bir şey yaptığımı hatırlamıyorum şimdi düşününce.Hep kilo problemim olduğu için lise hayatım boyunca bir erkek sinekle münasebetim olmadı.Ben genelde okulun popüler çocuklarının ''sadece kankası'' olan tiplerdendim.Çoğu kez kız çocuğu olduğumu unuttukları da olurdu.Vücudumdaki ağır yağ kütlesinden mütevellit hımbıldım,tembeldim.Vücudumdan memnun olmadığım için abidik gubidik işlere kalkışarak kendimi daha ucube hallere soktuğum da olmuştu.Gözlerimi simsiyah boyar,aklıma estikçe oramı buramı deldirirdim.İki günde bir evde kıyametleri koparır ''ben okumak istemiyorum'' nidalarıyla yeri göğü inletirdim.Bir Allah kulu da çıkıp enseme iki patlatıp ''adam ol lan yetti senin bu ergenlik bunalımın'' demezdi.Hayatım boyunca hiç ders çalışmadım ben hep son dakika yırtan ballı tiplerdendim.Lise sondayken devamsızlıktan sınıfta kaldım,aslında pratikte kalmadım ama teorikte kalmıştım.Benim yaşımdaki kızlar okuldan kaçıp,kokuşmuş tostçularda gizli saklı sigara içer,arabesk kafelerde sivilceli bebelerle işi pişirirken ben okuldan kaçıp kaçıp eve gelir uyurdum,uyumadan önce de bir tencere makarnayı gömerdim mideye.Hal böyle olunca devamsızlıktan sınıfta kaldığım çıktı ortaya.Annem kıyametleri kopardı,babam -ki beni bu iki ucu boklu değnek durumundan kurtarması tek bir sözüne bakacakken-inat etti,bırak kalsın aklı başına gelsin dedi.Ulan üniversite sınavına girip herkesi şaşırtarak kazanmışım ilk senemde ama gel gör ki liseden mezun etmiyorlar beni derken hopp annem duruma el koydu ve ben ucu ucuna mezun olup kendimi üniversite kapısında buldum.Sınav sonuçlarını beklediğim o yaz hayatımın dönüm noktasıydı,artık kilo verip ben de o sıska kevaşeler gibi olmak istiyordum.Önce pamuk yuttum,sonra kusmaya başladım.Anoreksiya serüvenim böylece başladı.Şimdi bunu okuyup da beynindeki ampülleri yakmaya başlayan varsa aman diyim ben ettim siz etmeyin gençler,sonradan çok fazla zararını gördüm hayatımda.Her neyse üniversiteye başladığım gün 46 kilo el kadar bir kızdım.Ve aynaya baktığım zaman artık gülümsüyordum,okulun merdivenlerinden çıkarken en az 3 kişinin bana baktığını hissediyordum.Bu bakışlar beğeni doluydu tabi ve alışık olmadığım şeylerdi.
    ***
  Üniversite bambaşka bir dünya olacak sanmıştım.Her gece eğlenceler,kampüs çimlerinde kızlı erkekli yayılmacalar,konserler,etkinlikler,kültür bombandırmanı.Kolumda Amerikan kolej filminden fırlamış cillop gibi,bana tapan bir bebe,uzun soluklu ve insanların hayranlıkla baktığı bir ilişki.Sonrasında okul biter evleniriz,süper bir evimiz olur.Ultra modern bir kaynanam ve kayınbabam da olacak tabi ve son sahne yeni evli çifti nikahın ertesi günü Amerikaya master yapmak için yollanır.En temizinden evliliğin ilk 5 senesi çalışmaz,kendimizi ilim irfan yoluna veririz,bize ailelerimiz bakar nolcak ki,hem bu arada Amerikada pineklemeyiz sadece canım,bir yandan da dünyayı bisiklet tepesinde gezen hippi bir çift oluruz.Çocuk mu yoo dostum yoo bak o hiçbir zaman hayallerimin bir parçası olamadı.Benim çocukla ilgili tek hayalim beyaz bir herifle sevgili olup zenci çocuk sahibi olmaktı,bunu da ne zaman bir manitamın yanında dile getirsem enseme tokatı yedim zaten.Her neyse olay böyle olmadı tabi.İlk hafta sınıftan üç velet,çıkma teklif etti (bu lafa da pek uyuz olurum,pek çocukca gelir ama hakikaten yapılan teklifler de pek bebek işi olduğundan duruma en uygun ikileme bu oldu üzgünüm).Nerdeee hayallerimdeki kolejli bebe nerdeee bu üç zirzop.Biri Kayseri'nin bağrından kopup gelmiş muhafazakar bir arkadaşımızdı,hayvan herif teklifin beşinci dakikasında ''yaa var ya Ekimoza sen kapansan çok tatlı olursun inan bak tesettür sana çok yakışır''dedi.Kapalılığa karşı olduğum sanılmasın aksine insanların özgürce yaşamasından yana saygılı ve bir o kadar hümanist bir ablanızımdır ama be göt adam höst yani bi ağır gel demezler mi adama.Baktım ki ben bu adamı kabul edersem hayatım kaynana evinde pastırmalı yumurta yemekten öteye gitmeyecek,reddettim yavrucuğu.Sonra Finikeli bir portakal veliahtı çıktı karşıma.Herif bir evin bir oğluşu,üstelik üniversiteye ilk geldiğinde uzatmalı bi manitası vardı hatun başka bir şehirde okuyordu ama iki günde bir bizim memleketteydi.Gözümün önünde yemedikleri nane kalmamış zamanında,hem herifin niyeti belli uzaktan ilişki sıkmış bebeyi eve atacak hatun arıyor,hal böyle olunca bunu da kibarca reddettim.Sonuncu talibim de zaten benden 10 cm kısaydı,ayrı dünyaların insanlarıydık yani,hakikaten ayrı ama benim etrafımda yağmur yağarken onun etrafı günlük güneşlikti malum yükselti farkı.Sonra bu heriflerin hepsi bana düşman oldu hatta arkamdan ileri geri konuşmaya başladılar.Üniversitenin ilk senesi böyle geçti.Eğitim hayatımda pek parlak sayılmazdı,ilk zamanlar takındığım idealist tavırlar,yok işte okulda kalırım,yüksek lisansı çakarım tavırlarım yerini sene sonuna doğru ''oğlumm ya yaz okulunda 3 ders seçsem,seneye ikisini alttan alsam,yok yarım dönem uzatsam'' tarzı hesap kitap işlerine bıraktı.O yaz,başıma gelecek olaylardan bihaber yaz okulu ders seçimimi yapıp beklemeye başladım.Hayatımı alabora edecek olaylar tam da o yaz başladı.......
                 

17 Eylül 2013 Salı

Lanet olsun sağa sola spermlerini hunharca savuran erkeklere!

   
   Bazen hayata karşı çok atarlanıyorum bal arılarım.Sabahtan akşama kadar dilimde bi türkü,''baştan yarat ellerimi,baştan yarat gözlerimi,baştan yaz şu kaderimi,tanrım beni baştan yarat''.Ama olmayınca olmuyor işte bakın bakalım ben ne umuyorum hayat bana ne veriyor:


Pin up*Janset olayım derken Cansever oldum Allahım: Yahu ne zaman kısa saça özensem,şöyle yaz günü ensem açılsın da hoppidi hoppidi gezeyim desem.Samara tarzı saçaklı saçlarıma isyan edip saçımı kestirmeye kalksam sonuç hep ''yine bana hüsran,yine bana hasret var'' oluyor.Ben diyorum Sharon Stone,kuaför anlıyor Anne Hathaway.Ben diyorum Rihanna adam yapıyor beni Emma Watson ya da ezikler kraliçesi Miley Cyrus.Ayy bilmem anlatabildim mi derdimi çiçeğim

*Spor yapayım derken sakat kaldım:
   Kırk yılda bi kez tembelliği bırakıp gaza gelip spor yapmaya karar veriyorum.Aman bee spor salonuna o kadar para yatıracağıma en iyisi evin yakınında mis gibi yürüyüş parkuru var orda koşar zıplarım diyerek kendimce kararlar alıp sabahın köründe sokağa çıkıyorum ama köpeklerden spor yapmak ne mümkün!Yahu sabah erken çıksam sokakta bi ben bi de azgın köpeklerle,emekli astsubaylar oluyor.Köpekleri kovuşturmaktan iki adım atamıyorum.Akşam üstü çıkmaya karar verdiğim zamanlarda da hep erteliyorum.Yemek sonrası insana bi rehavet,bi üşengeçlik çöküyor.Spor salonuna yazılma konusunda da durumum pek parlak sayılmaz.İnsan spor salonuna neden yazılır?Hayır yani elin kızları formunu korumak için yazılabilir ama ben gayette lop lop yağlarımdan kurtulmak için yazılıyorum arkadaş.Zayıflayınca sporla işim olmaz deyip sporu bırakanlardanım ben maalesef.Eee şimdi sorarım size sağımda adonislerini pompalayan erkekler,solumda formunu korumaya çalışan çıyanlar olan spor salonları beni napsın,ha napsın?İşin özü ben bu yaz sıkılaşayım  diye üç kez teşebbüste bulundum.İlkinde köpekten kaçarken bileğimi burktum,ikinci girişimimde karada tutmadı su sporu yapalım babında denize atladım,yıllardır adı bile geçmeyen deniz anası geldi beni bulup ısırdı.Üçüncü deneyimim ise plaj voleyboluydu maalesef.En sonunda belimi de sakatlamayı başarıp böyle aşkın ızdırabını ... diyerek spora veda ettim.Jübileme hepinizi beklerim.

*Kaş yapayım derken göz çıkardım:
   İşte en fena girişimim de bu oldu sanırım.Koskoca yaz boyunca kaldığım tatil köyünün bulunduğu muhitin trafosunun patlamasına sebep oldum,yan odada kalan çifte ''baba-kız mısınınız?'' diye sordum,çok sarhoş olduğum bi anda arkadaşımın nişanında nişanlısının yanında ''hadi yine iyisin Merve, ben Cem'den sonra bi daha toparlanamazsın diyordum'' tarzında koskoca bir gafa imza attım,alt komşumun balkonuna iç çamaşırımı düşürdüm,ki adamın karısı tatildeyken olması da pek manidar oldu.Ve son olarak pazar günü beklemediğim bi anda işyerinden gelen bi telefonu açtığımda üç beş kez alo deyip ses duyamayınca ''hay allaamm ya bi s.ktirip gidemedi şu sapıklar'' diye söylenmemin ardından karşı tarafın Ekimoza Hanım sesim gelmiyor sanırım ben bölüm şefi Cihan demesiyle yaşadığım travma anlatılmaz yaşanır.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Gün almadan otuzumdan bulmalı bi koca en alasından!

-Photography-


  Bi zamanlar ay yok yok ne bi zamanları daha beş gün öncesine kadar ''evlilik'' kelimesi 1000 volt elektriğe maruz kalmışçasına titrememe, bilinç kaybı yaşamama sebep oluyorken bugünlerde nerde bi düğün var nerde bi bekarlığa veda gecesi hoop ben oradayım. Yıllar yılı düğünlerden derneklerden kaçarak büyük hata yapmışım cancağazım. Eşine az rastlanır cevherin kaynağı orda yatıyor yaşamın kalbi oralarda atıyormuş da haberimiz yokmuş.
***
   Bi kere düşün;en ruhsuz en duygu yoksunu olanımız bile şöyle acıklı bi filmden çıkınca bi iki dakikalığına da olsa duygusallaşmıyor  mu? Ya da ülke genelinde bi protesto mu var hemen galeyana gelip direniyoruz ama iki bilemedin üç gün sonra eski halimize dönüp hopaşinanay eller havaya moduna giriyoruz.Anlatmaya çalıştığım çiçeğim, yedisinden yetmişine çok çabuk duygusallaşan,hızla duygudan duyguya atlayabilen,anlık ve geri dönüşü olmayan kararlar vermeye pek müsait bi milletiz.Hal böyle olunca düğün atmosferini iyice içine sindirmiş,moda tam anlamıyla girmiş damat beyin bekar arkadaşlarından daha kolay bi av olabilir mi?
***
   Ellerin memleketinde yıllar yılı ''stag party, bachelor party vs. vs.'' adı altında düzenlenen, yurdumun Amerikan gençlik filmleriyle büyümüş pek elit!! kesiminin son beş-altı senedir hayatımıza soktuğu şu bekarlığa veda partilerinden birine davetliydim. Ha yani yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar eşliğinde kutladığımız Anadolumun misler gibi kına gecelerinin köküne kıran mı girdi de böyle abidik gubidik işlere bulaştık onu da anlamış değilim ya neyse. Nerde kalmıştık hah işte bu partilerden birine davetliyim ama içimde bi gram bile gitme isteği yok. Gelin, yakın arkadaşım olmasa beni hiç bi güç oraya götüremez ama naparsın işte kaderin cilvesi. Malum kaç zamandır da evi tıkılıp kaldım bari iki insan yüzü göreyim dedim kalktım gittim. Şimdi bu partilerde iki grup olur.Biri gelinin ''pek namuslu, evinin hanımı, çocuklarının anası kıvamında evli, sözlü, nişanlı arkadaşları'' diğeriyse benim de yıllardır mensubu olduğum ''evde kalmış, hoppa ya da yüzüne bakılamayacak kadar çirkin özelliklerden en az birine sahip kibarca söylemek gerekirse bekar arkadaşları''. Genellikle ilk grup daha kalabalıktır ve bu iki grubun üyeleri birbirlerini günahları kadar sevmezler, gece boyu ilk grup ''gelini de aralarına almış olmanın haklı gururuyla'' ikinci gruba acınası, nefret dolu bakışlar atar durur. Eee ne yapsın zavallı ikinci grup da kendini içkiye vurmaktan başka bir çare bulamadığı için ertesi gün türlü pişmanlıkla açar gözlerini dünyaya. Bekarsan bu partilerin üç anlamı vardır hayatında: Baş ağrısı, ağzından çıkan istenilmeyen sözler ve dışlanmışlık hissi.
***
  Gece boyu içip ara sıra saçma sapan oryantal figürler sergilediğim partinin sonunda hiç beklenmedik bi sürprizle karşılaştık. Damat bey ve arkadaşları kendi partilerini bitirip bizim mekana gelmişlerdi. Teklif açıktı: Hep beraber ortak eğlence! İşte şimdi evli, mutlu, çocuklu kadınlara bir çalım atıp topu ağlara gönderme sırası biz bekarlardaydı .Evliler, evde bekleyen koca ve çocuklarının yanına yollanırken biz bekarlar için gece yeni başlıyordu. DEVAMI YAKINDA...
 
 

2 Mayıs 2013 Perşembe

Yaza Yaza Yaz Geldi,Kabus Dolu Günler Geldi!


Large
  Kiminin kapalı alan korkusu olur kiminin yalnızlık korkusu. Bazıları karanlıktan korkar bazısı uçandan kimisi kaçandan kimi de sokandan.Bense hiçbir şeyden korkmadım yaz ayından korktuğum kadar a dostlar. Korkulmayacak gibi değil ki mübarek neresinden tutsam elimde kalıyor hatta daha gerçekçi olmam gerekirse popomda patlıyor.Belki de kış çocuğu olduğum içindir bilemem şu yaşıma kadar yaz mevsiminin bi hayrını göremedim gitti.Benim için yaz mevsimi demek bakınız:

 EN AZ İKİ DUYU ORGANININ PERT OLMASI demek:
   Malumunuz yaz mevsimi düğün dernek yapanların bir numaralı tercihidir.Önce  düğün sahipleri model model,renk renk davetiyelerini huzurlu yuvanıza göndererek taciz etmeye başlar sizi. Sonra serinlemek için açtığınız kapı ve pencerelerden içeri  akın akın teklifsizce ilk önce Serdar Ortaç’ın binlerce dansözü ve Demet Akalın’ın Evli mutlu çocuklusu girer ardından Gülşeni,Handesi,Hadisesi usulca sokulur.Abe kaynanasısız düğün olur mu hiç,oo gelsin Tarık Mengüçler gitsin ‘’bu ne biçim manita otuzbeşinde lolitalar’’.Sen,’’çıldırmama az kaldı doktorum nerde’’ diye kıvranırken hoopp misket havası devreye girer hadi bakalım hep beraber Ankara’nın bağları da büklüm büklüm yolları.
  Kapıyı,pencereyi ve hatta kulağını tıkadın diyelim.Yookk öyle yağma öyle kolay kurtulamazsın.Dur bakalım gözünle görüp de görmez olaydım diyeceğin şeyler var daha.Bu sefer devreye havai fişekler girer.Ulan bilmeyen de bıyıklı fatmayla,gara gız ayşenin çocukları değil de İsviçre veliaht prensiyle İngiltre prensesi evleniyor sanacak.Utanmasalar kırkbir pare top atışı yaptıracaklar.Şu havai fişekleri artık mahalle bakkalında mı satıyorlar nedir,çocuğunun pipisi kesildi diye havai fişek attıranı bile gördüm.Ah görmez olaydı gözlerim.
***
KAÇIN GÖKDELEN TOPUZLULAR GELİYOR! demek:
    Yazın aman diyim aklı olan kuaförlerden uzak dursun.Hangi kuaförün kapısından içeri adım atıp ''çok sıra var mı?'' diye sorsam aldığım cevap tokat gibi yüzüme çarpıyor.''Bugün üç düğün bir kınamız var çok yoğunuz''.Ya kuyruğumu arkama sıkıştırıp tencere pazarlamacıları gibi kapı kapı gezip boş kuaför arıyorum ya da en ezik halimle boynumu eğip ''olsun ben beklerim'' deyip kıvrılıyorum bi köşeye.İşte  tam da bu durumda ‘’kıvrılma’’ kelimesinin hakkını verdiğimi düşünüyorum.Çünkü mahşer gününe dönen kuaför salonundaki bıngıl bıngıl etleri ve terli koltuk altları olan teyzelerin popolarının işgal altına aldığı deri koltukların bana kalan kısmına ancak ''kıvrılabiliyorum''.Kıvrılmamla beraber soru bombandırmanı başlıyor.Malumunuz ilk soru ‘’evli misin?’’ oluyor.Bu soruya hep aynı cevabı vermek ve karşılığında en az koltuk altlarının kokusu kadar ekşi olan bakışlarına mahkum olmamak için artık ‘’evliyim’’ diyorum yalan yok.Bazen  uzun seyahatlere çıkan bir armatör karısı oluyorum bazen de amatör futbolcu karısı.Ama genelde beyciğim ticaretle uğraşıyor deyip kestirip atıyorum.O anki ruh halime göre senaryolar üretiyorum.
  Bu kuaförü istila eden hanım teyzelerimizin fiziksel özellikleri %99 aynı oluyor.Genellikle pehlivan gibi bıngıl bıngıl kollara sahip olmalarına rağmen siyah kolsuz bluz ve beli lastikli kot kapri giyiyorlar.Her biri dolmalık biber kıvamında olan ayak parmaklarını halka arz etmekten hiç mi hiç utanç duymadıkları gibi ‘’kel başa şimşir tarak’’ deyiminin hakkını vererek o ayaklarına pedikür yaptırmayı da hiç ihmal etmiyorlar.Çoğunluğunun bıyıkları ve koltuk altları her zaman terli oluyor.Kanımca roll-on ya da deodrant denilen kozmetik ürünlerinden bihaberler.Ama iş makyaj yaptırmaya gelince simli ve mavi göz farlarını çılgınlar gibi gözkapaklarına boca ettiriyorlar.Ve tahmininiz üzere hepsi kocaman gökdelenimsi topuzlarıyla güzel şehrimin en yüksek binasının temelini o gün orda o kuaför salonunda atmış oluyorlar.
***
ZAYIFLARA DÜĞÜN 5 KİLO FAZLASI OLANLARA ZULÜM demek:
   Dikkatinizi çekerim kilolulara,şişmanlara vs. vs. demedim.Çünkü kaç kilo olursak olalım ya zayıfızdır ya da hep bir beş kilo fazlamız olur.Ve o beş kiloyu versek de fazladan üstüne bir beş kilo daha alsak da fazlalık olan beş kilo hiç değişmez.Yaz denilen illet mevsimin gelmesiyle hırkalar,montlar,kabanlar atılır.Yani ''yiğidin malı meydana çıkar''.Ne kat kat göbeğini saklayabilirsin ne silindir kollarını.Basenlerin bir kraliçe edasıyla halkı selamlamaya çıkar.Plajlar ilik gibi sıfır beden kızlarla doluyken,sen plaja gitmeden önce ne giyeceğini iki saat düşünürsün.Plaj yahu gittiğin yer altı üstü denize gireceksin ne giyeceğini neden düşünüyorsun diye beni ayıplama zayıf kız!Montofon ineklerinin memesi gibi şişen göğüslerimizi hangi bikiniye sığdıracağız,sağından dürtsen solundan fışkırıyor mübarek.Ya kocaman popomuza kaç beden bikini altı bulacağız.Hem bikini demek göbekler fora demek.O göbekle bikini giysen bu ne özgüven demezler mi adama.Mayo desen hiç haz etmem kendisinden.70lik turist teyzeler bile bikini giyerken halterci gibi mayoyla plajlarda dolanacak halim yok.Mayokini denilen şeytan icadının da zayıf kadınlar için yapıldığı ortada.Sen tutup ahh yanlarım bıngıl bıngıl yanlarım,kat kat yanlarım diye dert yanarken yanları açık mayokini giysen bu ne çelişki derler,ki haklılar her kimse o diyenler.
***
   En mantıklısı benim yaptığım gibi deniz beline gelene kadar su geçirmez  pareonu çıkarmayıp,bedenindeki tüm yağlar su altında kaybolduktan sonra pareoyu çıkarıp topuzunun etrafına sarmak.Karaya yaklaşırken tekrar çıkarıp beline dolarsın olur biter.Ya da varsa cesaretin beachdeki veletlerden birine üç beş kuruş ver Banu Alkan gibi çıkmana yakın getirsin havlunu denizin içine kadar.Tabi velet bi yamuk yapıp senden parayı kaptıktan sonra sivilceli ergen arkadaşlarıyla beraber sana iskeleden nanik yapıp kaçmazsa şanslısın.Bunun için önce iş,sonra para politikasını uygulamalısın. Karar senin!

24 Kasım 2012 Cumartesi

Bencilliğin son noktası!

Tumblr_lh1fqoxbki1qfmhzb_large
    Evet bencilliğin son noktasına ulaşmış bi pislik olduğumu açık açık söylemeseler bile çeşitli imalarda bulunur tüm sevdiklerim.Eee zaten benim de bu konuda en ufak bi itirazım yok.Bi arkadaşımla alışverişe çıktık ve ikimizde aynı anda aynı elbise askısına dokunduk,ilk etapta mükemmel bir stratejiyle,en masum yüz ifadesine bürünerek ''aa bebeğim lütfen sen dene,benim için sorun değil almasam da olur'' diyerek pası karşı tarafa atarım.O da bir iki nazlandıktan sonra elbiseyle beraber deneme kabinine doğru yol alır,arkasından sinsice gülümser planımı tıkır tıkır uygulamaya koyarım.Kabinden bi heyecanla çıkan arkadaşım ne de olsa ''kadındır'' ve her türlü olumsuz fikirden etkilenmeye müsaittir ve ne kadar fit ne kadar zayıf olursa olsun fiziğinden memnun olmadığı su götürmez bi gerçektir.Hal böyle olunca yüz ifademdeki hafif bi kararsızlık onu caydırmak için yeterli olacaktır.''Hımm bilmem ki,yani elbise çok güzel ama sanki basenlerini biraz büyük gösterdi,hayır bebeğim yani üstelik sende basen bile yok hayret demekki ben giyseydim ne kadar kötü görünürdüm iyiki denememişim'' dememle birlikte o elbise anında çıkarılır ve askıdaki yerini alır ta ki arkadaşımdan ayrılır ayrılmaz benim tekrar aynı mağazaya gelişime kadar geçen süreye dek.

***

    Felaket kilo aldığım dönemleri ele alalım mesela,yoğun ve zorlayıcı bir diyet süresinden geçiyorum ve tamamı incecik kızlardan oluşan bi arkadaş grubuyla yemeğe çıktıysak,o gece kimsenin iştah açıcı yemeklerden tatma gibi bir lüksü olmuyor ne yazıkki.Buluşmanın ilk dakikalarından itibaren,senaryosunu kendi yazdığım nice ibret dolu şişman hikayeleriyle deyim yerindeyse incecik çıtırların beynini tecavüz ediyorum.''Sibel'i biliyosunuz hani halka ilişkiler departmanında çalışan şu balık etli kızcağız,öküz sevgilisi geçen gün kıza kilosuyla ilgili imalarda bulunmuş zavallı kız salya sümük yanıma gelip dert yandı,ee malum erkekler insafsızdır azıcık kilo alsan gözü etrafta salınan incecik kızlara kayar.Yoo şimdiki zayıflığına aldanmayacaksın şekerim bak bana bi kaç ay önce inceciktim nasıl oldu da bu kadar şiştim anlamadım,işte bi defadan bi şey olmaz diye diye vaziyet ortada.''Sonuç;beni kocaman açılmış gözlerle hayretler içinde dinleyip,yutkunarak önündeki menüyü evirip çevirip en sonunda ''ben bi Akdeniz Salata alayım'' diyen çıtır arkadaş grubumla geçirdiğim zafer dolu bi akşam yemeği!

***

    Aynı bencillik toplu fotoğraf çekimleri esnasında da kendisini göstermekte.Kazık kadar adamlarla onlarca fotoğraf çektirip kimseye çaktırmadan suratımın şapşık gibi çıktığı fotoğrafları tek hamle tek dokunuşla silecek kadar bencilim evet.Fotoğrafta Hale,Duygu,Ceyda ve niceleri güzel mi çıkmış hiçç umrumda değil.Fotoğrafta kendime bakarım ben arkadaş! Güzel ve fotojenik çıkmışsam tamamdır,o fotoğrafı her türlü sosyal mecrada paylaşabilir,afiş yapıp sokaklara bile asabilirler ama en ufak bi kusurum varsa kimseye çaktırmadan hopp silinir o fotoğraf sonrasında da ''aa ben yanlış bi şey yaptım galiba bi düğmeye bastım ama biri şuna baksın'' der ve sinsice köşeme çekilirim.Aynı durum sevgilimle çektirdiğimiz fotoğraflar için de geçerli ama zavallı sevgilim bu durumdan haberdar ondan saklayacak halim yok.Adamın ağzı yüzü mü kaymış,suratı ablak gibi mi çıkmış,gözleri canavar gibi kırmızı kırmızı parlamış mı hiçç umrumda değil önemli olan ben güzel görüneyim.Maksat görenler kız fıstık gibi ama oğlan şaşı,kız taş gibi ama oğlan göbekli desinler,egom tavan yapsın.Bencile bak sen dediğini duyar gibiyim evet inkar etmedim ki başından beri söylüyorum ben sinsi,pislik bir bencilim!
 
***Öpücük: Sürekli mutsuzluktan yakınıp mutlu olduğu ilk saniyede mutluluğun tadını çıkarmak yerine bakalım bu mutluluk ne kadar sürecek diye hayıflanan şizofrenik tek canlıya ''KADIN'' denir!

18 Kasım 2012 Pazar

Karnımız tok diye menüye bakmayacak mıyız?

Tumblr_m4wbizpq351r72w9qo1_400_large
     Göz çapkınlığı diye bir olay var ki,hayatta herkesin başına en az üç,dört kez gelmiştir.Evli olabilirsin,kör kütük aşık olduğun bi sevgilin olabilir,hatta bu sevgili antik çağ heykelleri gibi kusursuz bi fiziğe,tipe de sahip olabilir ama bu durum senin göz çapkını olmanı engelleyemez.Aldatmak-aldatılmak herkesin korkulu rüyası bu noktada hemfikiriz sanırım ama bu durum etrafta dolanan ilik gibi yakışıklılara,taş gibi kızlara bakmamıza engel olmamalı.Kim çıkıp da karşıma ''hayatımda birisi varken asla yakışıklı bir erkeğe ya da güzel bir kadına dönüp bakmam'' derse alnını karışlarım.Ben bile önümden fıstık gibi bi hatun geçince baştan aşağı süzüyorken,bakmadığını iddia eden adamın erkekliğinden şüphelenirim bu kadar net.Ya da herifin biri ''adonislerime gel bebeğim'' bakışlarıyla önünden geçerken oralı bile olmadığını söylüyorsan işte ben buna gelmiş geçmiş en büyük palavra derim.

***

Göz çapkınlığı herkesin yaşadığı bi olay dedik,doğaldır dedik diye bu ''herkes'' kavramını o kadar da geniş düşünmeyin.Ufak tefek ayrıntılarla bu konudaki kuralları hatırlatmakta fayda var.

 
Göz çapkınlığı kimler için doğumla başlayıp ölene kadar devam eden temel bir haktır?

*Benim sevgilim olmadığı müddetçe yakışıklı,kaslı,romantik,işinde gücünde,akıllı,zeki,çevik tüm erkekler bu haktan yararlanabilir.



*Bu erkeklerden herhangi birisi benim sevgilim olduğu anda tüm hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılacaktır.

 

*Bütün kadınlar bu hakka sahiptir ancak benim avlanma alanımın sınırları dahiline girdikleri anda bu anlaşma bertaraf edilecektir.


 
*Sevgilimin eski manitalarının hepsi gönüllerince göz çapkınlığı yapabilirler,sevgilime yaklaştıkları anda yaşama ve nefes alma hakları da dahil tüm hakları ellerinden alınacaktır.

 

Artık bu konuda bi sorunumuz kalmadığına göre Üç günlük dünya,doyur gözünü Leyla! diyor hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.



***Öpücük:Biten ilişkinin ardından gördüğün rüyaların %70'inin ağzına sıçması gibi bir durum var maalesef!


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

... BÜTÜN KIZLAR TOPLANDIK ... Template by Ipietoon Cute Blog Design and Waterpark Gambang