27 Aralık 2013 Cuma

25 Aralık 2013 Çarşamba

hu hu komşu komşular ,orda mısınız !

uzunca bir süre oldu.hatta aylar...aylar öncesi..değil mi siz de farkettiniz !

hadi benden ses seda yok,kendi bloguma bile ancak vakit ayırıyorum da Umay da ortalarda yok !

blog sayfası o eski canlılığını yitirdi mi sanki ne ,yoksa benim psikolojim oluşan gelişmeleri görmek için kör ve sağır mı kaldı ?

hoş aslında dilsiz de kaldı,değil mi !

neyse ben merak ettim bu Umay nerelerde?
hadi yazı anladık,deniz kum güneş tatil derken uzak kalıyorsunuz da,kıştayız kışta !

Umay'ı merak ettim,belki görür falan,bir cevap yetiştirir de,

bu sayfanın müdavimleri vardı, ONLAR NERDE :(

yazamasam bile okumaya geliyordum,ondan sordum :(

şu an bir çocuk gibi dudaklarım mahzun bir şekilde üzüldü .

ANLADINIZ SİZ ;)

24 Aralık 2013 Salı

AVCUMDAKİ KALP




Umrunda değilmişim gibi davranırken bile,
Beni umursadığını söylüyordu gözlerin.
Ve sen istemesende
Avuçlarıma düşmüştü bir kere kalbin...

                                                  23.12.2013 / Yalova / Sevda


                                                                www.sevdadanyazilar.blogspot.com

17 Eylül 2013 Salı

Lanet olsun sağa sola spermlerini hunharca savuran erkeklere!

   
   Bazen hayata karşı çok atarlanıyorum bal arılarım.Sabahtan akşama kadar dilimde bi türkü,''baştan yarat ellerimi,baştan yarat gözlerimi,baştan yaz şu kaderimi,tanrım beni baştan yarat''.Ama olmayınca olmuyor işte bakın bakalım ben ne umuyorum hayat bana ne veriyor:


Pin up*Janset olayım derken Cansever oldum Allahım: Yahu ne zaman kısa saça özensem,şöyle yaz günü ensem açılsın da hoppidi hoppidi gezeyim desem.Samara tarzı saçaklı saçlarıma isyan edip saçımı kestirmeye kalksam sonuç hep ''yine bana hüsran,yine bana hasret var'' oluyor.Ben diyorum Sharon Stone,kuaför anlıyor Anne Hathaway.Ben diyorum Rihanna adam yapıyor beni Emma Watson ya da ezikler kraliçesi Miley Cyrus.Ayy bilmem anlatabildim mi derdimi çiçeğim

*Spor yapayım derken sakat kaldım:
   Kırk yılda bi kez tembelliği bırakıp gaza gelip spor yapmaya karar veriyorum.Aman bee spor salonuna o kadar para yatıracağıma en iyisi evin yakınında mis gibi yürüyüş parkuru var orda koşar zıplarım diyerek kendimce kararlar alıp sabahın köründe sokağa çıkıyorum ama köpeklerden spor yapmak ne mümkün!Yahu sabah erken çıksam sokakta bi ben bi de azgın köpeklerle,emekli astsubaylar oluyor.Köpekleri kovuşturmaktan iki adım atamıyorum.Akşam üstü çıkmaya karar verdiğim zamanlarda da hep erteliyorum.Yemek sonrası insana bi rehavet,bi üşengeçlik çöküyor.Spor salonuna yazılma konusunda da durumum pek parlak sayılmaz.İnsan spor salonuna neden yazılır?Hayır yani elin kızları formunu korumak için yazılabilir ama ben gayette lop lop yağlarımdan kurtulmak için yazılıyorum arkadaş.Zayıflayınca sporla işim olmaz deyip sporu bırakanlardanım ben maalesef.Eee şimdi sorarım size sağımda adonislerini pompalayan erkekler,solumda formunu korumaya çalışan çıyanlar olan spor salonları beni napsın,ha napsın?İşin özü ben bu yaz sıkılaşayım  diye üç kez teşebbüste bulundum.İlkinde köpekten kaçarken bileğimi burktum,ikinci girişimimde karada tutmadı su sporu yapalım babında denize atladım,yıllardır adı bile geçmeyen deniz anası geldi beni bulup ısırdı.Üçüncü deneyimim ise plaj voleyboluydu maalesef.En sonunda belimi de sakatlamayı başarıp böyle aşkın ızdırabını ... diyerek spora veda ettim.Jübileme hepinizi beklerim.

*Kaş yapayım derken göz çıkardım:
   İşte en fena girişimim de bu oldu sanırım.Koskoca yaz boyunca kaldığım tatil köyünün bulunduğu muhitin trafosunun patlamasına sebep oldum,yan odada kalan çifte ''baba-kız mısınınız?'' diye sordum,çok sarhoş olduğum bi anda arkadaşımın nişanında nişanlısının yanında ''hadi yine iyisin Merve, ben Cem'den sonra bi daha toparlanamazsın diyordum'' tarzında koskoca bir gafa imza attım,alt komşumun balkonuna iç çamaşırımı düşürdüm,ki adamın karısı tatildeyken olması da pek manidar oldu.Ve son olarak pazar günü beklemediğim bi anda işyerinden gelen bi telefonu açtığımda üç beş kez alo deyip ses duyamayınca ''hay allaamm ya bi s.ktirip gidemedi şu sapıklar'' diye söylenmemin ardından karşı tarafın Ekimoza Hanım sesim gelmiyor sanırım ben bölüm şefi Cihan demesiyle yaşadığım travma anlatılmaz yaşanır.

10 Eylül 2013 Salı

Sevgili olunmak nasıl bir şey ?

Merhaba kızlar,
Bende bir acayiplik var.Modum değişti sanki.Kendimi tanıyamıyorum.
Ayağım da bir süreden beri alçıda olunca,mecburi istirahat etmek durumda kalınca olanlara nasıl tepki vereceğimi şaşırdım.
Bundan bir saat öncesine dayanıyor,bir ilişkimi yine sonlandırır-gibi-oldum.Gibi oldum bakın,bitti de değil.
benim doğru düzgün bir ilişkim olmayacak mı ?Söyleyin kızlar bir sevgili ilişkisi nasıl oluyor !
Ya karşıma bana uygun biri çıkmıyor.tanıdıkça çok ayrı olduğumuzu düşünüyorum.ya başka bir anlamda beraber olmak isteniyor,karakterim,kalbim,huyum,sevdiklerim sevmediklerim onları ilgilendirmiyor,ya kimisi varolan çevremdeki saygınlık için kendine yakıştırdığı için !
Çok mu yakın,çok mu konuşkan,çok mu saf oluyorum diyorum.bu kez kabuk örüyorum.
-senin gibi birinin hayatında biri olmadığına inanmıyorum,diyrolar
çıldırıyorum.
elmanın çöpü armudun sapı çok inceliyorsun diyorlar.Yok ya !İnan onu da yapmıyorum!
-çok mesafeli çok soğuk duruyorum herhalde diyorum.
-evet beğenildiğini anlayınca öküzleşiyorsun ,diyorlar.
öküzleşmek şöyle ,olduğunun dışına çıkmak,fazla kendini beğenmişlik gibi yani.
Bu son ilişkimde arkadaşla önceden beri tanışıyoruz.Ama benim ona karşı önyargılarım var.DI.daha tam geçti mi bilmiyorum.
Ne kaybederim ki diye verdim.Ama buzdolabı gibi konuştum.ama o ! Durumu benim düşündüğümden çok daha farklı bir şekilde ortaya koyunca beni tanımayı çok istediğini,niyetini açıkca dile getirince tamam dedim.
Arkadaş turizmci.Çalışma şartları elbet biizmkine benzemiyor.Tabi şu yaşadığımız koşullarda her birimiz farklı çalışıyoruz değil mi sonuçta.Mesela ben ayağım rahatsız olmasa bugünlerde ben de koşturup duracaktım.Onun aramaması,ilgisiz olması,mesajlara verdiği yanıt,şu bu bana batmayacaktı.Gece hadi böyleydi.gündüze döndü arkadaş vardiyada.Yok,o zaman hiç konuşamaz olduk.Dün hiç konuşmadık.ondan önceki gün de sadece toplasan 10 dakika konuştuk.Mesajlarda tık yok.Tanımak için hiç bir çaba sezmedim.diğer taraftan yaşantısını,ailesini anlattı.
ayağımın böyle olduğunu biliyor da.bilse ne çare .Belki de gerçekten zamanı yok.Ama böyle olursa nasıl tanıyacağız ki birbirimizi!
şimdi ben evde oturmaya böyle boş boş,alışık değilim ya ,onun da iş şartları böyle,konuşamıyoruz arayamıyoruz ya hani diyorum kendi kendime "ACABA BEN TRİP Mİ YAPIYORUM"
uzak mesafe ilişkileri işte...Aslında yakını da gördük o da bir başkaydı.En azından bu arkadaşım daha sosyal ,konuşmayı seviyor,uyumlu da,çalışıyor da,turzmi seviyır,severek yapıyor ,kendiyle barışık biri.
ne dedim biliyor musunuz:
bu şekilde ne ben seni gerçek halinle ne de sen beni tanıyorsun.En iyisi kasımda yüzyüze görüşelim dedim.İhza etmeye çalıştı.Ben bu istekte kararlı olunca "peki o zaman kasımda sen buraya gelince yüzyüze görüşürüz " dedi.
ah böyle deyince de sular duruluyor tabi !
Anlayacağın ilişkimizi kasıma kadar ditfirize koyduk.
Herkesin ilişkisi mi böyle ,yoksa benimki mi bri başka !

Biraz kendimle bu konuda hesaplaşmak istediğim için,doğrusunu eğrisini düşünmek için yazdım.Bir de 5 ay süren bir ilişkiden başka uzun bir ilişkim olmadı.Yaniondan başka kısa kısa...söylediğim nedenlerden dolayı bitirdim hep. Yoksa ben uzun süreli ilişki insanı değil miyim !bir ilişkiyi sürdüremiyorum ya!

Esasında çevremdeki 29 yaşına geldin hadi evlenmen lazım demelerine pek takılmıyorum.Yaş için değil ama güzel huzurlu aynı dilden konuşabildiğimiz,ce desem ne iyeceğimi bilecek ,kaşımı gözümü bilecek,ortak şeylerden zevk alabileceğimiz ,olmasa bile benim ona uyduracağıum,onun bana uyduracağı ,uyumlu bir birliktelik istiyorum ben de.Evlilik için ben de kendimi hazır hissettiğim söylenemez.Ama o kişiyi bulduğumda,o da öyle düşündüğünde benim gibi neden olmasın .

aman neyse işte,
bir içimi dökeyim dedim.İsteyen yazsın bana.Olur mu ?

Sevgiyle kalın...

 

11 Ağustos 2013 Pazar

sırtından vurulmak




hayatınızda samimiyetsizlikle hiç karşılaşmamışsanız eğer,
herkesi kendiniz gibi bilmişseniz,
sevdiklerinizin istekleri sizin vaktinizden, işlerinizden,
isteklerinizden daha ön plandaysa;
tebrikler!

bu acıyı tadacaklardan biri olmaya adaysınız demektir!

her anında yanında olduğunuz,
acısını tatlısını gık demeden paylaştığınız,
hakkında kötü konuşulduğunda dehşetle savunduğunuz bir "dost"unuz
itinayla bu işi yapmak için sizi seçecek.

gururlusunuz değil mi?
siz seçilensiniz, tadını çıkarın.

önce hakkınızda söylediklerini duyacaksınız.
nasıl olur, ben böyle birşey yapmadım ki diyerek
zavallı bir savunma içine gireceksiniz.
sorumluluklarınızı yerine getirmemiş,
onun söylediği kötü lafların asıl sahibi konumuna sokulmuş,
başkaları tarafından nefret edilesi hale getirilmiş biri olmanın,
yeni karakterinizin tadını çıkarın!

sırlarınız ifşa edilecek,
dostlarınız zor durumda kalacak,
ailenizin bile yüzüne bakamayacak hale geleceksiniz.

üstelik hiç yapmadığınız işler yüzünden.

samimiyetle kucak açtığınız,
birlikte nefes aldığınız insanın aslında en başından beri
açığınızı aradığını farkedeceksiniz.

neyse ki etrafınızdaki herkes sizin iyi bir insan olduğunuzu
ve tüm bunların suçlamadan ibaret olduğunu
anlayacak kadar akıllı.
tamam, telaşa gerek yok. 
 birazcık acıyacak sadece.

sırtınızda delik aramayın.
vuruldunuz ve oraya oturan bir taş var.
akciğerleriniz adeta ak misket artık,
büzüldüler ve minicik kaldılar.
panik yapmayın, bu nefes alamama hali geçecek.

siz insanların "ondan uzak dur" demelerine gururunuzdan pay vermemiştiniz
işte ağzınızın payını aldınız.

tebrikler, artık siz de fazlalıkları olanlardansınız.




29 Temmuz 2013 Pazartesi

Asla Bırakma!!!



Bu hikayeyi izlemenizi istiyorum.Sizin de hayalleriniz olursa bırakmamanız ve mücadele etmeniz için bir sebebiniz olur.Bir çok kişi yıldırır ;Bir kişi cesaret verir.Ya yanında olursunuz ya engel olursunuz insanlara.
Siz hangi taraftasınız ;)

25 Temmuz 2013 Perşembe

32 yaşındaki Hatice Özkan 2 üniversite okuyor !

İzmir’de doktorların 2 yıl ömür biçtiği 32 yaşındaki Hatice Özkan, vücudunda tek hareket ettirebildiği sağ ayak parmağıyla yattığı yerden bilgisayar kullanarak 2 üniversitede birden okuyor.

Hatice’ye, 10 aylıkken, vücudundaki istemli kasların günden güne kuvvetsizleşerek erimesine yol açan ve ALS hastalığının bir benzeri olan Spinal Müsküler Atrofi (SMA) teşhisi konuldu. Bacaklarında başlayan kas erimesi, boynuna ve kollarına yayılarak Özkan’ı tekerlekli sandalyeye mahkûm etti. Okulda yanında oturan annesine öğretmen “Herkes annesini yanında istiyor” diyerek Hatice’yi bir daha okula getirmemesini söyledi.

İlkokul, ortaokul ve liseyi dışarıdan bitiren Hatice, 2009’da Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazandı. Kendisi de ALS’ye yakalanan göz doktoru Alper Kaya’nın hazırladığı programla bilgisayar kullanmaya başlayan Hatice, eğitimine devam etti.

2011’de girdiği üniversite sınavında Manisa Celal Bayer Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü’nü kazandı. Ancak örgün eğitim yapıldığı için buradan kaydını sildirdi. 2012’de üçüncü kez girdiği sınavda bu kez Erzurum Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksek Okulu’nu kazanan Hatice, buraya kaydını yaptırdı. Hatice, vizelerine bilgisayarından, finallere ise üniversitelerin belirlediği merkezlerde giriyor.





Bugün bu haberi okuduğumda çok duygulandım.Şikayet edicek bahane edecek öyle çok şey buluyoruz.Aslında önemli olan sadece istemek buda en büyük kanıt bence bize.Ders alabiline tabiki.Hayatı en güzel şekilde geçirmek dileğimle...

21 Temmuz 2013 Pazar

19 Temmuz 2013 Cuma

Halil Cibran


Ben geçtiğimiz ay okudum bu şiiri, o kadar beğendim ki hemen her yerde paylaştım. Sizlerin de huzuruna çıkarmak istedim.
Sevgilerimle...

pia_set


Çocuklar
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil Cibran

10 Temmuz 2013 Çarşamba

kendi yolundan..

artık sevmemen gerektiğini
anlatan biri vardır karşıda.

uğrunda kendinden vazgeçtiğin,
umursamazlığı ile kaç zamandır iç acıtan.

sevildiği kadar sevmediği ortada.
hatta bazen her davranısı ile yoran, yıpratan...


"her seye rağmen"dir bir süre
onun için yapılan her sey.
gözlerinde ilk zamanlardaki coşkuyu görmek için..
mutluluktan uctugu zamanları tekrar yakalayabilmek için.
"eskisi gibi" olsun diye her sey.

ve bir gün yorulduğunu anlar insan.
onu yanında tutmaya çalışmaktan, tutamamaktan.
 

mutlu etmeye çalışmaktan, başaramamaktan.
 

onun için yeniden "vazgeçilmez" olmak için uğraşmaktan,
olamamaktan.

tuhaf bir hissizlik.

önemli de değildir artık ne düşündüğü,
ne yaptığı, ne hissettiği...
 

üzülür önce, anlayamaz. hatta belki sinirlenir.
ama önemli değildir..
için acır biraz..
döner gidersin yoluna,
çok fazla geriye bakmadan.

kendi yolundan..






3 Temmuz 2013 Çarşamba

Gün almadan otuzumdan bulmalı bi koca en alasından!

-Photography-


  Bi zamanlar ay yok yok ne bi zamanları daha beş gün öncesine kadar ''evlilik'' kelimesi 1000 volt elektriğe maruz kalmışçasına titrememe, bilinç kaybı yaşamama sebep oluyorken bugünlerde nerde bi düğün var nerde bi bekarlığa veda gecesi hoop ben oradayım. Yıllar yılı düğünlerden derneklerden kaçarak büyük hata yapmışım cancağazım. Eşine az rastlanır cevherin kaynağı orda yatıyor yaşamın kalbi oralarda atıyormuş da haberimiz yokmuş.
***
   Bi kere düşün;en ruhsuz en duygu yoksunu olanımız bile şöyle acıklı bi filmden çıkınca bi iki dakikalığına da olsa duygusallaşmıyor  mu? Ya da ülke genelinde bi protesto mu var hemen galeyana gelip direniyoruz ama iki bilemedin üç gün sonra eski halimize dönüp hopaşinanay eller havaya moduna giriyoruz.Anlatmaya çalıştığım çiçeğim, yedisinden yetmişine çok çabuk duygusallaşan,hızla duygudan duyguya atlayabilen,anlık ve geri dönüşü olmayan kararlar vermeye pek müsait bi milletiz.Hal böyle olunca düğün atmosferini iyice içine sindirmiş,moda tam anlamıyla girmiş damat beyin bekar arkadaşlarından daha kolay bi av olabilir mi?
***
   Ellerin memleketinde yıllar yılı ''stag party, bachelor party vs. vs.'' adı altında düzenlenen, yurdumun Amerikan gençlik filmleriyle büyümüş pek elit!! kesiminin son beş-altı senedir hayatımıza soktuğu şu bekarlığa veda partilerinden birine davetliydim. Ha yani yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar eşliğinde kutladığımız Anadolumun misler gibi kına gecelerinin köküne kıran mı girdi de böyle abidik gubidik işlere bulaştık onu da anlamış değilim ya neyse. Nerde kalmıştık hah işte bu partilerden birine davetliyim ama içimde bi gram bile gitme isteği yok. Gelin, yakın arkadaşım olmasa beni hiç bi güç oraya götüremez ama naparsın işte kaderin cilvesi. Malum kaç zamandır da evi tıkılıp kaldım bari iki insan yüzü göreyim dedim kalktım gittim. Şimdi bu partilerde iki grup olur.Biri gelinin ''pek namuslu, evinin hanımı, çocuklarının anası kıvamında evli, sözlü, nişanlı arkadaşları'' diğeriyse benim de yıllardır mensubu olduğum ''evde kalmış, hoppa ya da yüzüne bakılamayacak kadar çirkin özelliklerden en az birine sahip kibarca söylemek gerekirse bekar arkadaşları''. Genellikle ilk grup daha kalabalıktır ve bu iki grubun üyeleri birbirlerini günahları kadar sevmezler, gece boyu ilk grup ''gelini de aralarına almış olmanın haklı gururuyla'' ikinci gruba acınası, nefret dolu bakışlar atar durur. Eee ne yapsın zavallı ikinci grup da kendini içkiye vurmaktan başka bir çare bulamadığı için ertesi gün türlü pişmanlıkla açar gözlerini dünyaya. Bekarsan bu partilerin üç anlamı vardır hayatında: Baş ağrısı, ağzından çıkan istenilmeyen sözler ve dışlanmışlık hissi.
***
  Gece boyu içip ara sıra saçma sapan oryantal figürler sergilediğim partinin sonunda hiç beklenmedik bi sürprizle karşılaştık. Damat bey ve arkadaşları kendi partilerini bitirip bizim mekana gelmişlerdi. Teklif açıktı: Hep beraber ortak eğlence! İşte şimdi evli, mutlu, çocuklu kadınlara bir çalım atıp topu ağlara gönderme sırası biz bekarlardaydı .Evliler, evde bekleyen koca ve çocuklarının yanına yollanırken biz bekarlar için gece yeni başlıyordu. DEVAMI YAKINDA...
 
 

26 Haziran 2013 Çarşamba

14 Mayıs 2013 Salı

İŞTAH AÇICI:))

Sayfamıza bir baktım hepimiz artık belli bir yaşa ermiş, aile kurmuş, çoluk çocuğa karışmışız.ve eminim ki hepimiz çocuklarımıza sapıklık derecesinde bağlıyız.Tek amacımız onları mutlu etmek, yedirmek içirmek, eğlendirmek.
İşte bugün Milliyet Gazetesi'nde gördüğüm bu harika sandviçleri "heyoo bunlar süper, bunları bizim kızlarda görmeli" dedim ve sizlerle paylaşmaya karar verdim.










2 Mayıs 2013 Perşembe

İlk Kez Beyaz İnsan Gören Yerliler 1976 (Kuzey Irak)

çok güzel bir an

biliyordum! ken'in gay olduğunu biliyordum!


yalnız ben o oyuncak sofraya,
banyoya,
avizelere bayıldım!



Yaza Yaza Yaz Geldi,Kabus Dolu Günler Geldi!


Large
  Kiminin kapalı alan korkusu olur kiminin yalnızlık korkusu. Bazıları karanlıktan korkar bazısı uçandan kimisi kaçandan kimi de sokandan.Bense hiçbir şeyden korkmadım yaz ayından korktuğum kadar a dostlar. Korkulmayacak gibi değil ki mübarek neresinden tutsam elimde kalıyor hatta daha gerçekçi olmam gerekirse popomda patlıyor.Belki de kış çocuğu olduğum içindir bilemem şu yaşıma kadar yaz mevsiminin bi hayrını göremedim gitti.Benim için yaz mevsimi demek bakınız:

 EN AZ İKİ DUYU ORGANININ PERT OLMASI demek:
   Malumunuz yaz mevsimi düğün dernek yapanların bir numaralı tercihidir.Önce  düğün sahipleri model model,renk renk davetiyelerini huzurlu yuvanıza göndererek taciz etmeye başlar sizi. Sonra serinlemek için açtığınız kapı ve pencerelerden içeri  akın akın teklifsizce ilk önce Serdar Ortaç’ın binlerce dansözü ve Demet Akalın’ın Evli mutlu çocuklusu girer ardından Gülşeni,Handesi,Hadisesi usulca sokulur.Abe kaynanasısız düğün olur mu hiç,oo gelsin Tarık Mengüçler gitsin ‘’bu ne biçim manita otuzbeşinde lolitalar’’.Sen,’’çıldırmama az kaldı doktorum nerde’’ diye kıvranırken hoopp misket havası devreye girer hadi bakalım hep beraber Ankara’nın bağları da büklüm büklüm yolları.
  Kapıyı,pencereyi ve hatta kulağını tıkadın diyelim.Yookk öyle yağma öyle kolay kurtulamazsın.Dur bakalım gözünle görüp de görmez olaydım diyeceğin şeyler var daha.Bu sefer devreye havai fişekler girer.Ulan bilmeyen de bıyıklı fatmayla,gara gız ayşenin çocukları değil de İsviçre veliaht prensiyle İngiltre prensesi evleniyor sanacak.Utanmasalar kırkbir pare top atışı yaptıracaklar.Şu havai fişekleri artık mahalle bakkalında mı satıyorlar nedir,çocuğunun pipisi kesildi diye havai fişek attıranı bile gördüm.Ah görmez olaydı gözlerim.
***
KAÇIN GÖKDELEN TOPUZLULAR GELİYOR! demek:
    Yazın aman diyim aklı olan kuaförlerden uzak dursun.Hangi kuaförün kapısından içeri adım atıp ''çok sıra var mı?'' diye sorsam aldığım cevap tokat gibi yüzüme çarpıyor.''Bugün üç düğün bir kınamız var çok yoğunuz''.Ya kuyruğumu arkama sıkıştırıp tencere pazarlamacıları gibi kapı kapı gezip boş kuaför arıyorum ya da en ezik halimle boynumu eğip ''olsun ben beklerim'' deyip kıvrılıyorum bi köşeye.İşte  tam da bu durumda ‘’kıvrılma’’ kelimesinin hakkını verdiğimi düşünüyorum.Çünkü mahşer gününe dönen kuaför salonundaki bıngıl bıngıl etleri ve terli koltuk altları olan teyzelerin popolarının işgal altına aldığı deri koltukların bana kalan kısmına ancak ''kıvrılabiliyorum''.Kıvrılmamla beraber soru bombandırmanı başlıyor.Malumunuz ilk soru ‘’evli misin?’’ oluyor.Bu soruya hep aynı cevabı vermek ve karşılığında en az koltuk altlarının kokusu kadar ekşi olan bakışlarına mahkum olmamak için artık ‘’evliyim’’ diyorum yalan yok.Bazen  uzun seyahatlere çıkan bir armatör karısı oluyorum bazen de amatör futbolcu karısı.Ama genelde beyciğim ticaretle uğraşıyor deyip kestirip atıyorum.O anki ruh halime göre senaryolar üretiyorum.
  Bu kuaförü istila eden hanım teyzelerimizin fiziksel özellikleri %99 aynı oluyor.Genellikle pehlivan gibi bıngıl bıngıl kollara sahip olmalarına rağmen siyah kolsuz bluz ve beli lastikli kot kapri giyiyorlar.Her biri dolmalık biber kıvamında olan ayak parmaklarını halka arz etmekten hiç mi hiç utanç duymadıkları gibi ‘’kel başa şimşir tarak’’ deyiminin hakkını vererek o ayaklarına pedikür yaptırmayı da hiç ihmal etmiyorlar.Çoğunluğunun bıyıkları ve koltuk altları her zaman terli oluyor.Kanımca roll-on ya da deodrant denilen kozmetik ürünlerinden bihaberler.Ama iş makyaj yaptırmaya gelince simli ve mavi göz farlarını çılgınlar gibi gözkapaklarına boca ettiriyorlar.Ve tahmininiz üzere hepsi kocaman gökdelenimsi topuzlarıyla güzel şehrimin en yüksek binasının temelini o gün orda o kuaför salonunda atmış oluyorlar.
***
ZAYIFLARA DÜĞÜN 5 KİLO FAZLASI OLANLARA ZULÜM demek:
   Dikkatinizi çekerim kilolulara,şişmanlara vs. vs. demedim.Çünkü kaç kilo olursak olalım ya zayıfızdır ya da hep bir beş kilo fazlamız olur.Ve o beş kiloyu versek de fazladan üstüne bir beş kilo daha alsak da fazlalık olan beş kilo hiç değişmez.Yaz denilen illet mevsimin gelmesiyle hırkalar,montlar,kabanlar atılır.Yani ''yiğidin malı meydana çıkar''.Ne kat kat göbeğini saklayabilirsin ne silindir kollarını.Basenlerin bir kraliçe edasıyla halkı selamlamaya çıkar.Plajlar ilik gibi sıfır beden kızlarla doluyken,sen plaja gitmeden önce ne giyeceğini iki saat düşünürsün.Plaj yahu gittiğin yer altı üstü denize gireceksin ne giyeceğini neden düşünüyorsun diye beni ayıplama zayıf kız!Montofon ineklerinin memesi gibi şişen göğüslerimizi hangi bikiniye sığdıracağız,sağından dürtsen solundan fışkırıyor mübarek.Ya kocaman popomuza kaç beden bikini altı bulacağız.Hem bikini demek göbekler fora demek.O göbekle bikini giysen bu ne özgüven demezler mi adama.Mayo desen hiç haz etmem kendisinden.70lik turist teyzeler bile bikini giyerken halterci gibi mayoyla plajlarda dolanacak halim yok.Mayokini denilen şeytan icadının da zayıf kadınlar için yapıldığı ortada.Sen tutup ahh yanlarım bıngıl bıngıl yanlarım,kat kat yanlarım diye dert yanarken yanları açık mayokini giysen bu ne çelişki derler,ki haklılar her kimse o diyenler.
***
   En mantıklısı benim yaptığım gibi deniz beline gelene kadar su geçirmez  pareonu çıkarmayıp,bedenindeki tüm yağlar su altında kaybolduktan sonra pareoyu çıkarıp topuzunun etrafına sarmak.Karaya yaklaşırken tekrar çıkarıp beline dolarsın olur biter.Ya da varsa cesaretin beachdeki veletlerden birine üç beş kuruş ver Banu Alkan gibi çıkmana yakın getirsin havlunu denizin içine kadar.Tabi velet bi yamuk yapıp senden parayı kaptıktan sonra sivilceli ergen arkadaşlarıyla beraber sana iskeleden nanik yapıp kaçmazsa şanslısın.Bunun için önce iş,sonra para politikasını uygulamalısın. Karar senin!

11 Nisan 2013 Perşembe

YARATIKLAR GEZEGENİ


Henüz 13 yaşında...Tanımam bilmem...Gazetelerde akşam haberlerinde otuza yakın adamın tecavüzüne uğradığını anlatırken gördüm...
Otuz adam (tanımlamak için adam yazdım yoksa bi adamlıkları yok belli ki) küçücük savunmasız bir kız çocuğuna seni anneannene söyleriz diyerek, görüntülerini çekerek, elden ele dilden dile anlatarak tecavüz etmişler...



Hakim sorunca da diyecekler ki muhtemelen "yaşını bize söylemedi, büyük gösteriyordu" ve ya "para karşılığında kendi rızası ile birlikte olduk"....

Sanki yaşı büyük olana tecavüz suç değilmiş gibi, sanki para verdiğinde bir çocukla bir kadınla zorla ilişkiye girilebiliyormuş gibi hakimler savcılar da bunlara indirim yapacaklar....

İnternette Türkiye'de tecavüz haberleri diye bir arama yaparsanız bu ve benzeri o kadar iğrenç olayla karşılaşırsınız ki akıl almaz....İnsanlıktan nasibini almamış yaratıklar kadın acizse, korumasızsa ve bir kez ele geçmişse her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar ve maalesef daha önce emsal teşkil eden mahkeme kararları da bunlara çanak tutuyor...

Sevgili dostlar sesinizi yükseltin...Korkmayın...Hepimiz kadınız...Hepimizin çoluğu çocuğu var...Öyle çok ses çıkarmalıyız ki bu yaratıklar insan içine çıkamaz hale gelsinler....


Ağlama değmez hayat!

Buldun cevabı!



18 Mart 2013 Pazartesi

DOĞUM GÜNÜ



                                                   19 Mart 2013 Beşiktaş'ım 110 yaşında...

16 Mart 2013 Cumartesi

Ben yalnız mıyım?

Çok garip vallahi...hem de ne garip...Aklımdan şüphe ediyorum ben şimdi.Hatta zaman zaman ediyorum böyle.Acaba ben mi bunuyorum yoksa facebook kendi kendine yalnız olduğumu anladı da ,baktım kendim bulacağım yok,bana birilerini bulmaya çalışıyor el altından.

Uzun zamandan bu yana pek yazamadım ya ben şimdi bu bloga.hoş bugünlerde kendi blogumuma bile doğru düzgün yazamıyorum ya.Bununla bir sessizliğimi bozayım dedim yavaş yavaş.Bir de,acayyyip derecede merak ettim.Acaba başka arkadaşların da başına geliyor mu,ben tek miyim,sorun ben de mi,yoksa facebook bir işler mi karıştırıyor anlamadım.

Bir süre önce şu an ismini hatırlayamadığım bir arkadaşım benim arkadaşlık isteğimi kabul etmiş.Çok gariptir ismini hatırlayamadığım bu arkadaşa ben arkadaşlık isteği göndermişim meğer.Mişim diyorum çünkü ben arkadaşı tanımıyorum.Acaba uzun süre önce tanıştık mı,nerde tanıştık diye soru sordum durdum kendime.Baktım başa çıkılacak gibi değil,artık hayırsız ,vefasız,bunak şu bu diye diye kendime hakaret ederken bir gün cesaretle sazımı ele aldım.sordum arkadaşa.Bu arada arkadaş her ne hikmetse,erkek bir arkadaş.Genç bir arkadaş.Ama ben çocuğu zerre kadar tanımıyorum arkadaş!Mesaj attım.Çocuk ,'sizden geldi arkadaşlık teklifi ,demesin bana! İyi de ben tanımıyorum ki seni.Soru sordum filan.Şurda bulundunuz mu,nerde oturuyorsun filan fişman.yok ortak nokta da yok ,allah allah !

Şimdi yine buna benzer bir durum.Hatırlamıyorum çocuğu.Daha mesaj filan atmadım.ama arkadaşlık isteği gönderilmiş bendennn!Dikkatinizi çekerim ben göndermişim.Hani arkadaş kıro mıro birine de benzemiyor.Şapkalı,kendi çapında tarz marz yapmış biri gibi.

Anlayamadığım facebook alttan alta çöpçatanlık mı yapıyor,acaba tanışmış olabilir miyim,hadi bir defa böyle oldu facebook iki defa yapmaz değil mi böyle bir şey?

Var mı aranızda böyle bir durum yaşayan?Ben yalnız mıyım yoksa bu konuda da ?
Böylesine de tüküreyim ya.Ne la bu ?Tip tip şeyler beni buluyor.
Geçen arkadaş grubumda bir kız beni eklemiş.Bayağı da Şükran abla diyor bana.Ertesi gün olacak güzellik partisinden açacağım sözü.Duvara kimin yarın 14:00'de programı yok,dedim.Kız 'benim yok'dedi.Kızla konuşmaya başladık .gel filan işte.Kız ben lezbiyenim dedi.No problem dedim.biz insan ayırt etmiyoruz.Kız konuyu başka mecralara çekmeye başladı.ardından da beni bir gruba davet etti.Tahmin edin işte.Arkadaşlıktan çıkardım.Ertesi gün bir mesaj 'Lezim diye sildin değil mi beni abla 'dedi.İnsanların kişisel cinsel tercihlerine durumlarına saygılı olmayı kendime düstur edinirim.Bunu söz konusu edip ayırt etmem ama karşımda insan bu davranışından dolayı kendini aşağı ya da farklı görürse kendini bu şekilde ön plana çıkartırsa o zaman kusura bakma arkadaşım sen lez olduğun için değil yaklaşımın beni ürküttüğü için arkadaşlığımdan çıkarırım seni.

Böyle böyle durumlar işte.Ben yalnız değilim değil mi ,sırf ben yaşamıyorum bunları?

Valla diyebilirsiniz ,yaza yaza bunu mu yazdın diye ama memleketimin yurdum havalarından,sosyal medyadan bir izleti yazdım işte.

Ay şunu da yazmasam çatlarım.Şimdi tiyatro provasından geliyorum da.Hoca 16.yüzyıl Moliere 'in Hastalık Hastası oyunu için en sonunda Penguen müziğiyle beraber dans edeceğimizi söyledi.

Bana diyorlar ki :
-Neyin kafasını yaşıyorsun ?
Peki bizim bu munis hocamız neyin kafasında oluşturuyor?

Penguen dansıymış ,yapmadığım bri bu kalmıştı.Söylemesi ayıptır çok güzel şempanze taklidi bile yapıyorum,Jane Godall belgeselinden sonra.
Hadi Jane Godall iletişim kurmak için şempanze sesi çıkarıyor.Ben de kutuplara gidip ordan koca bulmak için mi penguen dansı yapacağım.Hey yarabbiiiim !


14 Mart 2013 Perşembe

ondan sana yar olmaz. altını çizdim.

 
çok eğlenceli,
benim koşu bandı kitabı olarak tanımladığım gruba dahil,
kafa dağıtmak için birebir bi kitap.
tabi bazı cümleler
kafanızı balyoz etkisiyle dağıtabiliyo,
o konuyu eyyorlamıyorum.
bi sex and the city yazarı
ve bi sex and the city danışmanı
masa başında senaryo sohbeti yaparken
girdikleri tartışmayı ve devamını kitap haline getirmiş.
çok iyi olmuş çok da güzel iyi olmuş taam mı?
 

greg erkekleri anlatmış,
liz kadınları.
 cosmopolitan makaleleri gibi bişey işte(:
yalnız öyle bi gaz veriyo ki
bittiğinde en çirkin pijamaların,
çikolata kahve lekesi,
kafanda ev topuzu
(ki bulanı alnından öpmek isterim)
üstünde otuz kiloluk beton babanne yorganı olsa bile
wuhuu ben enfesim harikayım
diyebiliyosun.

he sonra ne mi oluyo?
kimse sana bunu demiyo.
kak kız soğan hazırla falan diyo birileri.

neyse, başlıyorum.
(sanki çok önemli bi iş yapar gibi
her seferinde başlıyorum demiyo muyum,
beni benden alıyorum valla.
bu nası bi saçmalıksa.)


greg bize hepimizin güzel, akıllı
ve komik kadınlar olduğunu,
zamanımızı bizi aramayan bir erkekle
geçirmememiz gerektiğini anlattı.
greg'in deyimiyle bu hazineyi boşa harcamamalıydık. (11)


gerçekten size göre olan bir erkek,
bunu size gösterir.
ertesi sabah dörtte abd başkanı olarak
yeni görevine başlayacak olsa bile bir şey değişmez.
sizin yanınızdadır. (15)


neden çok daha güzel şeyler yaşama şansımız varken
düşüncesiz, incelikten uzak birine takılıp kalıyoruz ki? (16)


üstelik hiçbir günüm
sizi arayamayacak kadar meşgul geçmezdi. (37)


sen buna unutmak diyorsun,
bense tercih etmemek diyorum. (40)


sizin kendinizi huzurlu hisetmenizi
ve çatışmaların önlenmesini sağlamak için
çaba sarfetmiyorsa,
duygularınıza ve ihtiyaçlarınıza asygı duymuyor demektir.
(49)
(işte ben de tam bunu anlatmaya çalışıyorum!)


sizde beklentiler oluşturuyor ama sonra
küçük şeyleri bile yerine getirmiyorsa,
aynısını büyük şeyler söz konusu olunca da yapacaktır.
sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıp
uğratmadığına dikkat edin. (49)
 (ben binlerce kez söyledim,
adamlar kitabını yazmış.)
aldatmanın mazereti yoktur.
tekrar söylüyorum,
aldatmanın mazereti yoktur.
şimdi siz söyleyin,
aldatmanın mazereti yoktur. (87)
ancak sürekli birşeylerden kaçtığını,
sizin onu mutlu etmek amacıyla değişmek için
çok fazla çaba harcadığınızı hissediyorsanız,
ondan ayrılın ve yolunuza devam edin
onun sırf sevilmek istediğiniz için
size aptal gibi hisettirmesine izin veriyorsunuz. (109)
erkekler bildiklerini okuyorlar.
çünkü onlara bu hakkı veren milyonlarca kadın var. (116)
bazen kapanışı tek başına yapmanız gerekir (126)
cevap almamak, cevabın ta kendisidir. (137)
 birini gerçekten seviyorsanız,
onu mutlu etmek için birşeyler yapmak istersiniz. (147)
sorun şu;
beni bu kadar çok seviyorsa
bu kadar umursamaz olması mümkün mü? (148)
birbirini seven insanlar birbirlerine iyi davranmaya
hoşluklar yapmaya,
hayatı kolaylaştırmaya çalışırlar.
seni sevdiğini düşünüyor olabilir,
ama sevmeyi beceremiyor.
bu da ondan sana yar olmayacağı anlamına geliyor. (149)
 hayat zaten zor,
daha da zorlaştıracak birini seçmenize gerek yok. (162)
korkuyorum okuyucu.
farkında olmadan bu kitabı
ben mi yazdım nan yoksa o.O 
 
 
 

TIP BAYRAMI

                               

Siz yatağınızda uyurken gece gündüz demeden nöbet tutan,
Sizler bayram yaparken ailesiyle bayramlaşamadan nöbette hastalarıyla bayramlaşan,
Sizler yılbaşına eşinizi dostunuzu kutlayarak girerken nöbet tutan,
Her türlü zorluğa rağmen dağ başlarında görev yapan,
Az değere az maaşa rağmen elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan,
Performansla sınırlandırılan,
Her türlü şiddete maalesef yine sizler tarafından maruz bırakılan,
Ben bir SAĞLIK ÇALIŞANIYIM.
Ve bugün 14 Mart Tıp Bayramı.
Tüm meslektaşlarıma kutlu olsun.



6 Mart 2013 Çarşamba

KIZLARRRRRR

Sevgili BÜTÜN KIZLAR TOPLANDIK platformu üyeleri , takipçileri bi fikrim geldi benim :))

Arkadaşlar kendimize ait diğer bloglarıda takibe alsanıza yahuuu....

Yazıyorum çiziyorum, elde var 211 takipçi....(kendi bloğumda)

Hadi bi el atıverin garii....

Uçsun bloglar :))

5 Mart 2013 Salı

ohooo kaç olmuşuz(:


yirmi bininci sayfa görüntülememiz
herkese hayırlı olsun coyiler!
bi de yirmi bin izleyicimiz oldu mu
fiyuuuvfit!




3 Mart 2013 Pazar

türk erkeği...

Ayşeyi sevip, yaseminle birlikte olan ama fatmayı unutamayan, İreme yavşayıp, cemileyle yatan birde Özlemi isteyen türk erkeği nbr canım ?


Nekadar haklı bir söz değilmi kızlar nedir bu türk erkeğinin doyumsuzluğu arkadaş.Hem benimle ol ama benide sıkma.Olduu canım.Seni istiyorum tosbaga diyor sonraa ?? EEee şey benden ıyı bir sevgili olmaz eş hiç olmaz.Bak ben sana dürüstüm seni kandırabilirdim ama kandırmıyorumda vay anasını ne kadar dürüstsün sen öylee alkışşşş.


Son zamanlarda aynı laflar ama adamlar değişiyor ve ben zaten zor bir dönemdeyim hepden tiksiniyorum.Türk erkeği neden böyle yokmu bunların  normal olanları adam gibi olanları...

1 Mart 2013 Cuma

HER BAHAR ON SEKİZİMİ UYANDIRIYOR




takılıp kaldı işte dudaklarımda 
mayıs böceklerinin yeni bestesi, 
ömrümün en kıskanç mevsimidir bu, 
kıskanıyorum günlerdir 
balkondaki şakayığın rengini 

kanmaya hazırım sabahları 
iğdelerden saçılan her yalana, 
usul usul öpüşlerle olgun ıhlamur 
çağ atlatıyor ilkel sevmelere 
düğünler ayındayız, şiirim şen dul 
ara buluyor kız evinde çekişmelere 

her bahar on sekizimi uyandırıyor, 
dalgın bir filozof budarken güllerimi 
ıtırlı felsefesi dağınık yüreğinde; 
bin kokusunu bilmek bir şehrin 
ve yanılmak kuraldır akşamüstleri... 

                                                                    Özlem TEZCAN DERTSİZ

28 Şubat 2013 Perşembe

DİNLETİ

Dün akşam pek alışık olmadığımız bir konsere gittik ailecek.Konser dedim ama aslında bu bir dinleti idi.Yalova'nın kendi müzik neferlerinden Haydar Kılıç'ın bağlama-saz dinletisi sonrasında da dünyaca ünlü gitarist Christina Sandsengen'in gitar dinletisi.




Raif Dinçkök Kültür Merkezinde düzenlenen gece bağlama eşliğinde başladı.Kulağımızın alışık olduğu tınılar bizi mest etti.Haydar hoca herkesi aldı götürdü.
Sonrasında sahneye su gibi güzel bembeyaz bir elbise içinde genç bir hanım çıktı.İngilizce konuşarak derdini anlatmaya başladı.Tabii hatunun bilmediği bir şey var ki burası Türkiye ve burda Mr and Mrs Brown dışında kimse ingilizce anlamaz, bilmez.Kadın konuştu.Sustu.Salonda tık yok.Neyse sonra başladı gitarı konuşturmaya.Ancak sanırım gitarda ingilizce konuşuyordu biz hepimiz olaya fransız kaldık:=))
İlk parça bittiğinde salonda hala tık yoktu.Sonra arkalarda oturan bir amca
-ayıp oluyo alkışlamak lazım dedi.
Ve salonda alkış kıyamet koptu.
Yüksek kültürden anladığımız bu kadar anlayacağınız.

Ama şuda bir gerçek ki dün akşam Yalova'dan bir dünya starı geçti.Geceyi organize eden herkese teşekkürler.Dinleye dinleye alışacağız, öğreneceğiz.Bu kültür bize yer edecek.

Kimmiş bu star derseniz:


Christina Sandsengen Kimdir?
Christina Sandsengen ; Norveç Müzik Akademisi'nden klasik gitar sanatçısı olarak mezun olmuş , ayrıca bir diğer eğitimini İspanya Sevilla'da yer alan The Conservatorio Superior de Música ''Manuell Castillo'' konservatuarında almıştır.
Sandsengen, Norveç Opera'sında çalmakta ve Aniello Desiderio, Fabio Zanon ve Eliot Fisk gibi uluslararası gitaristlerle birçok masterclass'ta yer almıştır. Ayrıca, uluslararası gitar yarışmalarına katılmış ve Oslo Gitar okulunda direktörlük yapmaktadır.

Haydar Kılıç Kimdir?
Karadeniz Teknik Üniversitesi Müzik öğretmenliği bölümünden mezun olmuş, iki yıl kadar TRT Ankara Radyosu’nda bağlama sanatçısı olarak çalışmıştır. Müzik eğitimcisi olarak bir çok organizasyonda sanat danışmanı ve icracı olarak görev almıştır.
Sanatçı Kılıç, Hasan Cihat Örter ve birçok ünlü sanatçının sahne çalışmalarına bağlamasıyla eşlik etmiştir.Halen Yalova'da Müzik Eğitimcisi ve Sanat Gönüllüleri Eğitim ve Araştırma Derneği’nin yönetim kurulu başkanı olarak sanatsal çalışmalarına devam etmektedir.

Bilgiler http://kultur.yalova.bel.tr adresinden alınmıştır.

20 Şubat 2013 Çarşamba

Gen haritasında Fikirsiz insan çekimi

benim genlerimde bir tuhaflık var.araştırılmasını istiyorum.
Nerde fikirsiz,mantıksız,suskun,asosyal,iki kelime etme özürlüsü,nezaketten yoksun biri varsa beni buluyor.Her nedense benimle tanışan her kimse eline oğlan eli değmemiş bir bayan arıyor,üstüne de hiç bir kız arkadaşı olmamış .
Her nedense beni her gören beni seven de sağolsun yalnızlığıma bir çare bulmak istiyor.Çünkü ben ortalıkta çok 'koca istiyorum 'diyorum da.Şaka şaka .Hiç de buna benzer bir cümle çıkmaz ağzımdan.Bir şunu derdim ama 'Senin evleneceğin kişiyi çok merak ediyorum 'dediklerinde 'valla ben de merak ediyorum,ilk seni tanıştıracağım,söz' diyorum.Valla artık ne niyetle buyururlar bilmem.

Şimdiye dek üç kişiyle tanıştırıldım.Üçü de -valla benden kaynaklı değil,hatta benden görünmesin sebebi diye dua ettim-olmadı.Bir tanesi iyiydi hoştu ama kayınvalide adayı ileride çocuğumu ezer bu diye düşünmüş.Lisans diplomam olması ,okuyor olmam korkutmuş.Geçen defa bir tandıklarının gelini ,adamı pek harcamış da,efendime söyleyeyim...Korkmuş ...Tabi ben de zaten nerde adam görsem üzerine saldırırım..töbe estağfurullah...Ama bir güldüm bir güldüm..Ben de de öyle bir potansiyet gördüyse..Allah iyilerle karşılaştırsın ne diyeyim...

Biri de kafası bozuldu mu bir şey bozuldu mu bilgisayar kasasını filan format atmak filan yok 5.kattan aşağı atarmış.Valla bak ! Dedim bu ilerde beni de atar .3.Sayfa haberi oluruz alimallah.Magazin gazetesinde Kelebek ödülü şık kadın olmaya razıyım ben :))

Bir tanesi de doktor.Pratisyenmiş.İzmir'de.İlk telefon numaramı almış bu.Arayacak diye beklerken.Mesaj atmaz mı ..Ben......Numaranızı ......'dan aldım.Yarın İzmir'e geliyormuşsunuz,kaçta müsaitsiniz ?dedi.
Görüşemedik.Bunda onun suçu yoktu.Sonuçta benim müsait olduğum zamanlar ona uygun değildi.Trip atacak halim yok.Tık yok.İkimiz ayrı şehirdeyiz ,zor olur ,dedim.Cevap yok.

Diğer 2.şansı verip de ilişkime son verdiğim kişi ise hala mesaj atıyor.Beni nerde bulacağını da pekala biliyor.Sadece laf !

İşin iyi tarafı ben halâ yalnızım.Bana vakit ayırmıyorsun,diyen biri yok.Ben tiyatroya gidince benimle yine gelmedi bak,diye kafamı bozacağım biri yok.Karnım aç mı tok mu ,merak etmedi diye vıyvıylanacağım biri yok.Para mı veriyorum.Çok şükür paşalar gibi doyuruyorum kendimi.Devamlı eleştirilmiyorum,devamlı garipsenmiyorum,kendimi uzaylı gibi hissetmiyorum.sigara içme ısrarında biri yok hayatımda.Memnunum ben.

Sorunlu ilişki aramıyorum çünkü.Sorunsuz olursa eyvallah.Ama var mı öyle sorunsuz :)

Evlilik




Geçenlerde bunları görmüştüm ve her yerde evlilik meraklısı olan biz kadınlar olmuşuz. Ben de uyuz oluyorum bu duruma çok afedersiniz sayın seyirci! Evlenmeyi tabi ben de isterim ama böyle de meraklısı değilim! Kısmet bu işler, Allah hayırlısını versin. Babaannemin bi lafı vardır 'Evlilik toto gibi' diye, canım hani kumar gibi ne çıkarsa bahtına demek istiyor burada:)) toto=sayısal loto Ama ben en çok annemin evlilik üzerine söylediği 'gelin ata binmiş ya nasip demiş' i seviyorum.

Not: Umaycım, epeydir yoktum ama artık buradayım geç kalmış yazılar için...

13 Şubat 2013 Çarşamba

SES VERİYORUM



                                                         SÖZE GEREK YOK!!!

7 Şubat 2013 Perşembe

KOCCAMAN ÇOCUK



Bu ufaklık henüz 8 yaşında.Adı Seçkin.
Annesi MS hastası.Yaklaşık 3 yıldır.
Babası inşaat işçisi.Abisi garsonluk yapıyor.
Seçkin de evde annesine bakıyor.Temizlik, yemek, annesinin ihtiyaçlarının tümünü bu küçük boylu koca yürekli çocuk yapıyor.
Kendisiyle röportaj yapan abilerine "evde anneme bakıyom, işleri yapıyom sonra okula gidiyom, okuldan gelince yemek yapıyom" diye anlatırken gözlerinde ki büyümüşlük içimi acıttı.
Babası "ben de üzülüyorum ama eşim hasta, başa gelen çekiliyor" derken Seçkin'in önünde mahçuptu.
Çocuk olamadan koccaman olmuş bu çocuğu tanıyalım  istedim...

6 Şubat 2013 Çarşamba

BİLSEYDİM

Bu sayfada paylaştığım bir post için aldığım yorumlar terbiye sınırının ötesine geçtiği için yazıyı burdan kaldırdım.Diyeceksiniz ki madem yorumlara dayanamayacaktın neden yazdın?
Haklısınız.Ama ben yorumlardan çekindiğim için değil de, bu sayfanın bir çok blog sahibi tarafından oluşturulmuş bir platform olması sebebiyle kendime ait fikirlerin burası için doğru beyan adresi olmadığını anladığımdan yazıyı çektim.
Bütün Kızlar Toplandık ekibinden bu anlamda özür diliyorum.

5 Şubat 2013 Salı

AKREP GİBİSİN

 
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN

1 Şubat 2013 Cuma

HAPŞUUUUUUUUUUU


O kadar hastayım o kadar hastayım ki postu bile ben söylüyorum oğlum yazıyor....
Lafı hiç uzatmayacağım mevsimsel gribe karşı sihirli anne formülleri olanlar dökülün bakalım.

31 Ocak 2013 Perşembe

ne zaman büyüdük biliyo musun okuyucu?


senelerce olmasını
ve olduğunda kutlamalar yapmayı beklediğin olayları
kuru bir hayırlı olsunla geçiştirdiğinde..

öylesine "keşke biri bana papatya alsa" dediğinde
seni mutlu etmek için evine papatyalar gönderen arkadaşının
gözünün içine bakıp
"mutlu musun?" demeyeli ne kadar zaman olduğunu sayamadığında..

ve en son kimin
gerçekten senin için bişy yapmaya hazır halde
mutlu musun diye sorduğunu hatırlayamadığında..

zaman denen şeyin aslında ne kadar önemsiz olduğunu,
sevdiklerine ayırmadığında ne kadar boş geçtiğini,
kazandırmadığını yıprattığını sadece üzdüğünü farkettiğinde..

zamanından önce büyümek zorunda olduğunda..

birlikte büyüdüğün birlikte uyuduğun insana
öğle arasında beş dakika ayırabilmeyi
lüks saydığında

ve "çok vaktini almayayım" cümlesini kurarken için acıdığında..

 
yemeği nerde yiyelim sorusunun yerine
resmi hediyeler konuşulduğunda,
evinden aldığın dostunun evinin yolunu unuttuğunda,
saçının teli havalansa farkedicek kadar çok vakit geçirdiğin insan
saç rengini değiştirdiğinde
eski rengini hatırlayamadığında..

 
noktayı koyacak kadar sağlam duramadığın
ve üç noktanın belirsizliği altına girmeye
cesaret edemediğinde..

herkes diğerinin hayatının dışında kaldığında
ve sen sessiz sedasız kabuğuna çekildiğinde..



27 Ocak 2013 Pazar

14 Şubat..

14 şubat sabahı kadın uyanır uyanmaz; Kocacığım! Rüyamda ne gördüm biliyor musun, akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyorsun.
—Eee
— Ben de paketi heyecanla açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun?
— Eeeee!!!
— Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?
Adam gülümser: — Bu akşam öğrenirsin sevgilim, der.
Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir. Kadın gözlerine inanamaz, çok heyecanlanır. Kocacığım sen bir harikasın! Kadın paketi aceleyle açar. Kutunun içinden bir kitap çıkar. Üzerinde; “RÜYA TABİRLERİ” yazmaktadır :))


Hanımlar akıllı beylere dikkat böylede alt edebilirler :)) İyi pazarlar...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

... BÜTÜN KIZLAR TOPLANDIK ... Template by Ipietoon Cute Blog Design and Waterpark Gambang